gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2009 Pazartesi

Bodrum Bodrum








İki hafta önce uzun zamandır yapmadığımız çocuksuz haftasonu gezisi hakkımızı kullanarak Bodrum'a gittik. Bol yağmurlu bir haftadan sonra bol bulutlu Bodrum karşıladı bizi. Yaklaşık 25 yıldır değişik kereler uğradığımız ve her zaman ürünlerine pek bayıldığımız Yunuslar Karadeniz fırınına gittik önce. Eski usül fırın modern bir pastaneye dönüşmüştü. Çok estetik ve çağdaş bir görüntü kazanan fırının eski hali anılarımda bana çok şey çağrıştırdığından olsa gerek içimden bir ses "keşke eski hali kalsaydı" deyip durdu. Tahinli ve bademli çörekleri kapıp Penguen Pastanesine gidip Bodrum Kalesi manzarasında kahvaltı ettik.



Akşam da son günlerde gazetelerde çok okuduğumuz Gümüşlükteki Mimoza restauranta gidelim dedik. Gümüşlüğün en dibinde yer alan mekan binbir gece masallarından çıkmış gibi geldi bana. Bunda çocukları evde bırakmanın payı ne kadar bilmiyorum. Işıklandırma,müzik ortam başka bir dünyaya geçmiş gibi hissettim. Birden başlayan yağmur karşısında servis elemanları bizi rahat ettirmek için çırpındılar. Ahtapot salatası, kızarmış kabak çiçeği içinde lor peyniri, karides. Deniz mahsüllerine çok uymasa da kırmızı şarap.Sonra yağmur durdu ve kahveleri deniz kıyısında içmemizi önerdiler.Düşünün kendiliklerinden önerdiler yeniden masa kirlenir servis bozulur demeden sadece müşteriyi memnun etmek için. Ev yapımı baklava yanında öyle bir kahve tepsisi geldi ki bunu mutlaka yaşamanız gerekir. Begonvil yaprakları, mumlarla bezeli tepsi içinde kahveler ve likör.Şarabı içtikten sonra fenerlerden süzülen ışığın gölgesinde yudumladığınız kahve, denizin sesi, hafiften gelen Fransızca şarkılar......



Burada fotoğraf çekmedik ama internet sitesindeki fotolar gerçeği yansıtıyor. Hani internetten görürsünüz sonra gittiğinizde hangi açıdan o fotoyu çekmişler de öyle görünmüş diye dövünürsünüz yok öyle bir durum. http://www.mimozagumusluk.com/

4 Ağustos 2009 Salı

Alaçatı Babylon



Alaçatı'daki üç günümüzü de Babylon plajında geçirdik. Henüz sıcak sezon olmadığından giriş ücreti olarak kişi başı 15 TL ödedik. İlerleyen günlerde giriş 20 TL ye çıkacaktı. 12 yaşından küçüklerden de ücret alınmıyor. Şezlonglar, minderler, kabinler, duşlar hepsi bir plajda olması gerektiği gibiydi. Duşlar ve kabinler ne iğrenilecek kadar pisti ne de bal dök yala durumu. Evet kabinlerin kilitleri çalışsaydı iyi olurdu, duşlar biraz daha temiz olsa daha iyi olurdu ama ne gam öyle muhteşem bir deniz ve kumsal var ki inanın eğer benim gibi deniz ve kum fanatiğiyseniz hiçbiri umurunuzda olmaz. Günün başlangıcında hafif hafif çalan müzik, ilerleyen saatlerde güneşin alçalmasıyla inatlaşırcasına sesini yükseltiyor.İçilen mojitolar etkisini gösteriyor ve barda dans edenler artıyor. Barda sesi yüksek olan müzik, plajda ise sadece daha duyulur oluyor hiç rahatsız edici değil. Biz ailece bu plajı sevdik, minderlerde yayıldık, sığ ve kum denizde bol bol yüzüp, voleybol oynadık, öğlen yemeğimizi orada yedik.Böyle tiki bir plajın menüsünde karpuz peynir olmasını, zeytinyağlı yaprak sarmanın ılık ılık servis edilmesini çok takdir ettik. Bir de konsere katılıp, mehtapta avaz avaz şarkı söylemek vardı ama bir onu yapamadık, umarım seneye o da olur.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Bay Nihat-Cunda Adası


(Taş Kahve - Cunda)

Çok açız, bütün gün yüzdük, voleybol oynadık, denize daldık daldık çıktık, sonunda Bay Nihat’dayız. Rejimi falan unutup yiyip içeceğiz.Kızımızın vazgeçilmez seçimi semizotu salatası, girit mezesi, patates köftesi ve karışık salata… Sıradan mezeler gibi görünse de lezzetleri kullanılan zeytinyağından ve gösterilen özenden dolayı olağanüstüydü.Izgara deniz levreği kurutulmadan pişirilmiş, içi sulu, derisi çıtır bir haldeydi.İstanbuldakilere bunun nasıl pişirileceğini öğretmek gerekiyor. Derisi yanmış içi kupkuru balıklar önüme geldiğinde hakarete uğramışım gibi hissediyorum.Diğer deniz ürünlerine gelirsek ahtapot, karides, ve küçük kabuklulara; biraz değişik lezzetler denemek istemişler, güzel de olmuş sanırım ama ben deniz mahsüllerinde basitlikten yanayım.Tuz, limon ve z.yağı yeterli, kaşar peyniri, soya sosu gibi eklemeler pek hoşuma gitmiyor.Denizlerimizdeki balıklar da kabuklularda o kadar lezzetli ki bence simple is the best. Favori ahçım Jamie Oliver’ın da İtalya gezisinde İtalyanlarla en büyük anlaşmazlığıydı: Deniz ürünlerini soslayıp allayıp pullayalım mı yoksa basitçe z.yağı, limon ve tuz yeterli mi? Akdenizlilere kabul ettiremedi soslarını İngiliz Jamie. Ben de kabul edemedim, Akdeniz ruhu basitlikten yanadır…
Her neyse lor tatlısı ve sakızlı dondurma ile biten yemek gerçek bir şölendi.

Ortunç Otel Cunda


Ortunç’a ilk kez 12 yıl önce sezon dışı bir zamanda gelmiştik.Bakir doğası ve biraz ilkel şartları vardı şimdi ise cennetten bir parça.Plaj, isteyene çim, isteyene kum sunuyor. Duşlar, çocuk parkı tüm gereksinimler elinizin altında.Sadece bir gece kalacağız, keşke daha uzun kalsaymışız diye hissettik. Odaların önündeki küçük balkonlar asmalarla gölgelendirilmiş, üzümler sarkıyor.Bahçede incir ağaçları gölgelerinde oturmanızı bekliyor. Gece müthiş bir dolunay var.Ortunç koyunda yıldızlar ışıl ışıl ve ay denize düşüyor zeytin ağaçlarının altında, ne muhteşem bir coğrafyada yaşadığımızın bir kez daha ayırdına varıyoruz.. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel dolunay manzarasıydı.
Otel yenilenecekmiş, tek katlı odalar yıkılıp, iki katlı bir tesis kurulacakmış.Sonuçta, kar amaçlı bir işletme, asmalar,üzümler gidecek.Biraz üzüldük ama aynı ruhu taşıyan daha konforlu bir işletme olacağına inanıyorum.Kar amacı güderken,Ortunç umarım ruhunu kaybetmez.

17 Temmuz 2009 Cuma

Veli Usta'nın Yeri-Ayvalık



















İlk durağımız olan Ayvalık Ortunç Otel'e varmadan önce midemizin zillerinin çalmaya başladığını farkedip kendimizi Ayvalık Çarşısına attık. Esnaf bizi Veli Usta'nın Yeri'ne yönlendirdi. Küçük bir dükkan, z.yağlı yemekler yapıyor, girsek mi diye düşünürken kapısında lokantayla ilgili basında çıkan haberleri görüyoruz. Tamamdır, oturuyoruz. Siparişimiz, kabak çiçeği dolması, bamya, taze fasulye, izmir köfte, pilav ve cacıktan oluşuyor. Dört kişi olduğumuzu söylemeliyim. Klasik Ege usülü olarak z.yağlı yemekler de sıcak servis ediliyor ki bu bizim de favorimiz. Taze fasulye hafif kılçıklı olsa da diğer yemekler çok lezzetliydi.Özellikle kabak çiçeği dolması olağanüstüydü.Yemeğin üstüne yediğimiz lor tatlısı lorun o güzel süt kokusunu içeren hem hafif hem şerbetli bir tatlı. Yolunuz Ayvalığa düşerse mutlaka yiyin.