Çok açız, bütün gün yüzdük, voleybol oynadık, denize daldık daldık çıktık, sonunda Bay Nihat’dayız. Rejimi falan unutup yiyip içeceğiz.Kızımızın vazgeçilmez seçimi semizotu salatası, girit mezesi, patates köftesi ve karışık salata… Sıradan mezeler gibi görünse de lezzetleri kullanılan zeytinyağından ve gösterilen özenden dolayı olağanüstüydü.Izgara deniz levreği kurutulmadan pişirilmiş, içi sulu, derisi çıtır bir haldeydi.İstanbuldakilere bunun nasıl pişirileceğini öğretmek gerekiyor. Derisi yanmış içi kupkuru balıklar önüme geldiğinde hakarete uğramışım gibi hissediyorum.Diğer deniz ürünlerine gelirsek ahtapot, karides, ve küçük kabuklulara; biraz değişik lezzetler denemek istemişler, güzel de olmuş sanırım ama ben deniz mahsüllerinde basitlikten yanayım.Tuz, limon ve z.yağı yeterli, kaşar peyniri, soya sosu gibi eklemeler pek hoşuma gitmiyor.Denizlerimizdeki balıklar da kabuklularda o kadar lezzetli ki bence simple is the best. Favori ahçım Jamie Oliver’ın da İtalya gezisinde İtalyanlarla en büyük anlaşmazlığıydı: Deniz ürünlerini soslayıp allayıp pullayalım mı yoksa basitçe z.yağı, limon ve tuz yeterli mi? Akdenizlilere kabul ettiremedi soslarını İngiliz Jamie. Ben de kabul edemedim, Akdeniz ruhu basitlikten yanadır…
Her neyse lor tatlısı ve sakızlı dondurma ile biten yemek gerçek bir şölendi.
Her neyse lor tatlısı ve sakızlı dondurma ile biten yemek gerçek bir şölendi.
Çok keyifli bir yazı. Yorumlarınıza gönülden katılıyorum. Ben de Akdeniz mutfağında yalınlıktan yanayım. Gerek deniz ürünlerimiz gerekse otlarımız, köklerimiz o kadar lezzetl ki onları başka soslara bulayıp sunmak son derece gereksiz ve lezzet açısından da bir o kadar riskli. Özellikle amatör işletmecilerin, benim de favori aşçılarımdan olan Jamie’den öğrenecekleri, insanlık için küçük ama yemek dünyası için büyük ip uçları, olduğundan eminim. J
YanıtlaSil